9.07.2014

indeks kartı 13 / index card 13

akrilik fon üzerine kağıt kolaj
----------
acrylic background+ paper collage




indeks kartı 12 / index card 12

Kartona basılmış bir etkinlik duyurusunu değiştirdim, çoğunlukla artan boyaları temizlemek için kullandığım bir fon oldu.
-------------
I have modified an event card, the background is mostly composed of excess paint from other projects.



Üzerine kendi yaptığım şablonu kullanarak kırmızı bir desen ekledim.
--------------
On top i have added a red pattern using a stencil i have made.
 

Ama desen fon üzerinde kayboldu, o yüzden keçeli kalemle biraz belirginleştirdim.
------
But the pattern dissolved in the background, so i have made it more obvious by outlining in black marker.


Kırmızının üzerinde okunabilsin diye zıt renkte bir yazı seçtim. Kağıttan kesip yapıştırdım.
---------
I chose a contrasting color to write my text. I have cut it from a piece of paper and pasted it on top. (Yaz= Summer in Turkish)



2.07.2014

2 temmuz 1993

1990lı yılların ilk yarısı sistemli olarak faili meşhur cinayetlere kurban giden okumuş insanlarla geçti. Bombalandılar, kurşunlandılar, yakıldılar. Kimi zaman teker teker kimi zaman da 37 kişi birden "haklandılar." Geçen zaman içerisinde cinayetler azalmadı daha da meşrulaştı. Sayıların çetelesini tutamaz olduk. Demeye dilim varmıyor ama içimiz yana yana alıştık.

BİR EFLATUN ÖLÜM

kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim

sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım

git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım

ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.

aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.

söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım

belki
sararmış
eski resimlerde kalırım

belki esmer bir çocuğun dilinde.

bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti

değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.

aynı gökyüzü aynı keder.

Behçet AYSAN

29.06.2014

indeks kartı 7-10 / index card 7-10

Bu serideki tüm kartların fonu (8 x 14 cm) Tammy'nin akrilik boyaları sıkıştırma yöntemi ile üretildi. Yüzey üzerine istediğimiz kadar akrilik boyayı damlatıp sonra başka bir kartla sıkıştırıyoruz. Çok eğlenceli ve bir o kadar da dağınık bir çalışma yöntemi. Herkese öneririm.
-------------
All the backgrounds of the cards (8 x 14 cm) in this series  had been produced by Tammy's method of smashing acrylics. Basically, you put a drop of paint on paper and squeeze it with another paper. It is a funny and messy method of working. I suggest everyone to give it a try.


no.7: büyülü/ bewitched


no.8: deniz 1 / sea 1


no.9: deniz 2 / sea 2


no.10: güneş / sun


Tüm kartlarda akriliklere ek olarak yağlı pastel ve bazen kurşunkalem de kullandım.
------------
On all cards, in addition to acrylics, i have used oil pastels and sometimes pencil, too. 

indeks kartı 6/ index card 6

5,5 x 8,5 cm ölçülerinde eski bir otobüs kartı. Önce akrilik boya ile yüzeyini kapladım.
-----------
An old bus card of 5,5 x 8,5cm dimensions. First i covered the surface with acrylic paint.


Sonra ince uçlu sabit kalemle üçgenler ekledim.
------------------- 
Then with a fine tip permanent pen i have added triangles.


Yine akrilikle, evde yaptığım bir şablonu kullanıp kesik çizgilerle bir daire çizdim. İçine de markörle daha küçük bir daire ekledim. Kendi yaptığım kırlangıç şablonu ile en üst katmanı boyadım.
----------------
I have painted an acrylic circle in dotted lines, using a stencil i have made at home. Then i have added a smaller circle inside with a marker. On top, i have painted a swallow in acrylic paint, with a stencil i have made.


Bu da kartın arkası. Tamamı akrilik.
------------
This is the rear side, all acrylics.


26.06.2014

indeks kartı 5 ve sanat üzerine/ index card 5 and about art

Bu kart geçen seneden beri beklemekteydi. Bir anda üzerini akrilikle boyayıp biraz da kendi yaptığım şablonları denemiştim. Renkleri biraz soluktu, içinde pembe vardı, o yüzden pek ısınamamıştım kendisine. Birkaç gün önce elime geçti yeniden. Bambaşka bir şey ararken bulduğum balina resmini yapıştırmak istedim. Ortada duran daireyi tekrarlamak geldi içimden. Başka daireler ekledim başka kalemlerle. Kuru boyalar, kurşunkalem, markörler, keçeliler derken halkalar büyüdü. Balinayı okyanus izledi, okyanusun izi oldu. En sonunda beyaz ve siyah akrilikle fırçayı biraz silkeledim. Kart tamamlanmış oldu.
------------------
This card had been waiting for me since last year. I remember painting it with acrylic and trying out my home made stencils in a rush. It was pale, had pink in it, so i really did not like it at first. I came across this card a couple of days ago. As i was looking for something totally irrelevant i found this whale picture and decided to paste it here. I felt like repeating the circle in the middle. I added more circles with other pens. Color pencils, pencil, markers, felt tips followed and circles got bigger. Ocean followed the whale, became the trace of the ocean ("okyanusun izi"). Finally i tapped the brush with white and black acrylic paint. The card was done.


Bugün okuduğum bir yazı* üzerine günlük kağıt egzersizlerini yeniden düşündüm. Ben bir mimarım. Mimarlığın sanatla bilim arasındaki yeri sorgulanır hep. Ben de işime geldiği gibi bazen o yana bazen bu yana sığınırım. Mesleğimi çok severim, benim için hayatın her yanına yayılmıştır. Çoğu zaman ilgilendiğim şeyler için bir bahane olmuştur mimarlık. Sevdiklerim bir yolunu bulup mesleğimin de içine sızarlar eninde sonunda. Ama işte mimarlığın kuralları vardır. Öyle metrekareler, imar yönetmelikleri değil temellerden söz ediyorum: Ritm, tekrar, denge, simetri, asimetri, düzlem gibi şeyler kastettiğim. Kağıt üzerinde oynarken bunları düşünmüyorum, en azından düşünmemeye çalışıyorum. Yine de çalışma bittikten sonra kağıda bakınca bilinçaltımın kontrolünden çok da çıkamadığımı görüyorum. Bu egzersizler beni esnetmek için var. (Benzer bir maceraya heykelle başlamıştım 5 yıl önce.) Sonunda bir sanat şaheseri olmasalar da beni mutlu etmek için var. Beni iyileştirmek için var.
Bu blog benim için bir oyun alanı. Denemeler, deneyler yapmak için uydurduğum bir yer. 2005'te çok da bunaldığım bir zamanda yazdıklarımı paylaşmak için girişmiştim bu işe. Anonim kalmayı seçtim. En yakınlarım arasında buradan haberdar olan 5 kişi bile yok. Neden? Sanırım yargılanmak istemediğim için. Bu blogda saçmalama özgürlüğümü elimden bırakmak istemediğim için. Zaman içinde yazmaktan uzaklaştım, bitmemiş metinler beni huzursuz etmeye başladı. Sonunda hepten bıraktım yazmayı. Daha doğrusu yazdıklarım hep akademik şeylere dönüştü, başka şeyler yazmak için enerjim kalmadı. Ama yazamayınca delirecekmişim gibi hissettim. Böylece çizime döndüm. Boyalarla oynamaya başladım. Yaptıklarımı yine burada paylaştım. Yabancılarla yaptıklarımı konuştum ama yakınlarıma sustum. Son zamanlarda bu blogun bir sır olması beni rahatsız etmeye başladı. 9 yıl geç kalmış da olsa merhaba ben Özge.

*Seth Apter'in "sanatçı" üzerine yazdıkları burada. İngilizce bilmeyenler için ben bir kısmını alıntılıyorum:
"Neden sanat üreten pekçok yaratıcı insan kendini sanatçı olarak tanımlamaz? Bu etiket neden birçoklarını korkutur?
Görünen o ki bu kelime mitsel oranlar ve sihirli çağrışımlar üstlenmiştir. Çocuk sahibi olan insanlar kendilerini kolayca ebeveyn olarak tanımlarlar -- bu rolde ne kadar başarılı olduklarını hiç düşünmeden. Okuldakiler de kolayca kendilerine öğrenci derler -- sınıfta kalmış olsalar bile. Ama nedense sanat yapmak insanların kendilerini sanatçı olarak adlandırmak için gereken yegane içerik olarak görülmez.
Bazıları için, özgüven, yeterlik ve kişisel eleştiri ile ilgili mevzular onların bu etiketi kabullenmesini engeller. Bazı insanlar bu etiketin kendini beğenmişçe, kendini fazla önemseyen bir tavır olduğunu düşünür. Nadiren de olsa kendilerini sanatçı gibi farzedebilirler ama asla başkalarına bunu ifade etmezler. Bazıları bunu bir kariyer ya da meslek olarak icra etmedikleri sürece kendilerine "sanatçı" deme haklarının olmadığını hissederler. Birçok insan da ancak başkaları onlara bu adı verirse "sanatçı" olmaktan rahatsız olmazlar. Elbette başka bir sürü sebep de mevcuttur.
Belki de sanatçıyı diğerlerinden ayıran formal eğitim ya da öğrenimdir? Eğer durum böyleyse, sanat eğitimi almamış sanatçıları nasıl açıklarız? Belki de sanat eserinin satışı temel tanımlayıcıdır? O zaman hayatı boyunca yalnızca bir eser satmış olan Vincent Van Gogh'a ne demeli?  Peki sergiler düzenlemek ve sanat camiası tarafından kabul görmek? Bu durum ölümünden tam 40 yıl sonra ilk defa eserleri sergilenen Martin Ramirez, ya da eserleri Paris Salon'u tarafından 6 yıl üstüste reddedilen Paul Cezanne için geçerli değil.
Kimliğimiz bizim kendimizi nasıl gördüğümüzle ilgilidir. Bunu her düşüncemiz ve aldığımız her kararla biz yaratırız. Dışarıdan diplomalar, sergiler, satışlar ya da kabul görmek için beklemek yerine, kişinin kendisinin bir sanatçı olup olmadığına karar vermesi gerektiğine inanıyorum. Birşeyler yaratan herkes sanatçı etiketini kabullenmeyi ya da bundan uzak durmayı seçebilir, ya da hiçbir şekilde farketmediğini söyleyebilir."
--------------------------
I thought about daily paper prompts again after i have read a blog post* today. I am an architect. The place of architecture between art and science is always questioned. I hide on both ends regarding my mood in this particular day. I love my job, for me it is on all parts of my life. Often architecture provides an excuse for the things i am interested in. Eventually, the things i love leak into my occupation. But architecture has its rules. I am talking about the basics like rhythm, repetition, balance, symmetry, asymmetry, plane etc not square meters or construction agreements. I do not think about such things when i am playing with paper, at least i try not to. Yet, when the work is over and i look at the page i see that my subconscious is in control. These exercises exist to stretch me. (I started a similar adventure with sculpture 5 years ago) They exist to make me happy even if they are not "grand" works of art. They exist to heal me. 
This blog is a playground for me. It is a place i had made up for trials and experiments. I started out back in 2005 to share my writings when i was so depressed. I have chosen to stay anonymous. Not more than 5 people in my close circle know about this blog. Why? I guess i did not want to be judged. I wanted to keep my freedom to be silly on this blog. I declined from writing in time, the unfinished texts started bothering me. Thus, finally i have quit writing totally. Actually the things i write had become totally academic, no energy was left to write other things. But as i could not write i felt like going mad. Thus, i have turned to drawing. I started playing with paint. I shared what i have done here again. I have talked with strangers about my art but never with my close friends. Recently, this blog being a secret had started to bother me. So, even if it is 9 years late, hello, I am Özge. 

*Seth Apter's post on being an "artist" is here.

23.06.2014

her gün bir indeks kartı 4/ index card a day 4

Bu kart fırçada kalan artık boyaları silmek için kullandığım bir parçaydı. Siyah boyayla yolculuk başladı.
---------------
This card was a piece i used to wipe off leftover paint on the brush. The journey started with black paint.

 

Sonra başka renkler de katıldı.
------------
Then other colors joined, too.


Bir noktada lekeler dengelendi sanki. Baktım baktım "gökyüzü" dedim. Kartın ortasında gökyüzü aydınlandı.
------------
At a certain point i felt like the colors were balanced. I stared and stared and said "sky". Then the sky bloomed in the middle of the card. (gökyüzü means sky in Turkish)


her gün bir indeks kartı 3/ index card a day 3

akrilik ve daireler ile 12,5 x 19 cm indeks kartı üzerinde yeni denemeler  ...
------------
new experiments with acrylic and circles on 12,5 x 19 cm index card....
 

Şişe kapağı ve siyah akrilik boya ile daireleri bastım. Sonra daireleri farklı desenlerle doldurdum. Sabit siyah mürekkepli, ince ve orta kalınlıkta uçları olan kalemler kullandım.
------------------
With a bottle lid and black acrylic paint i stamped the circles. Then i filled each circle with a different pattern. I used permanent black ink pens with fine and medium tips.


 Dairelerin dışında kalan alanları turuncu akrilik boya ile boyayıp bitirdim.
-------------
I painted the leftover areas among the circles in orange acrylic.
 

her gün bir indeks kartı 2/ index card a day 2

akrilik ve daireler ile 12,5 x 19 cm indeks kartı üzerinde denemeler  ...
------------
experiments with acrylic and circles on 12,5 x 19 cm index card....


Şişe kapağını siyah boyaya daldırıp daireleri bastım. Sonra da ortalarına parmaklarımla izler bıraktım. Bir insanın parmaklarını boyaya batırıp sonra da kağıda dokunması çok rahatlatıcı. Bunun için ressam olmaya da gerek yok.
---------------
I have put a bottle lid in black paint and stamped the circles. Then i have left my fingerprints in the middle of the circles. It is so releaving to put your fingers in paint and leave marks on paper. And you do not have to be a painter to do this.


Kart üzerinde daireler arasında kalan alanları farklı renklere boyadım. Yine akrilik boya kullandım.
----------------------
I painted various colors in between the left over spaces among the circles. I used acrylic paint again.

20.06.2014

şiirli cumalar 9/ poem fridays 9

GÖĞE BAKMA DURAĞI

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

Turgut Uyar

8.06.2014

her gün bir indeks kartı 1/ index card a day 1

Küçük şeylerle başlamak lazım, kendi kendimizi korkutmadan...Yapmam gerekenlerin bütün hayatımı kapladığı şu günlerde kendime 15 dakika izin verdim. Elimi akrilik boya kavanozlarına daldırıp parmaklarımla kartları boyadım. Kapaklarıyla desenler bastım. Çok iyi geldi. Haziran ve Temmuz aylarının görevi bu: Hergün 15 dakika sanata ayırıp bir kart üretilecek. Neden kartlar? Çünkü kartların yüzeyi küçük, çabuk bitebilecek ya da son derece karmaşık işler yapmaya uygun. Deneyler yapmak için uygun. Hata yapmak için uygun. Hem sonra kendi ürettiğim o kartları arkadaşlarıma hediye etmek güzel bir his. Dünya üzerinde bir eşi daha olmayan, bütün kusurları ve güzelliğiyle beni temsil eden kartlar. 
-------------------------
One needs to start with small things, without scaring ourselves...Recently all the things i have to do covered all my life,but yesterday i gave myself a break of 15 minutes. I indulged my hands into acrylic paint cans and painted the index cards. I have stenciled patterns with the lids of the cans. It felt good. This is the mission of June and July: Everyday 15 minutes will be reserved for art to produce an index card. Why cards? Because their surface is small, making them appropriate for quick finisihing or complicated projects. They are suitable for experiments and errors. And gifting these hand made cards to my friends is a nice feeling. These unique cards which represent me with all their faults and beauties in the world.


"Her güne bir indeks kartı" Daisy Yellow blogunun sahibi Tammy Garcia'nın her yıl yürüttüğü bir projedir.
"index-card-a-day" is an annual project carried out by Tammy Garcia of Daisy Yellow blog.

29.05.2014

şiirli cumalar 8/ poem fridays 8



BULUŞMAK ÜZRE

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe Mutluluğa doğru
Her işin başında Sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

Can Yücel

şiirli cumalar 7/ poem fridays 7

Geçen haftadan...

ACIYI BAL EYLEDİK

«pir sultan ölür dirilir»

bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde

kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana

sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni

Hasan Hüseyin Korkmazgil

25.05.2014

kalkan/ stingray

Uzun zamandır bekleyen bir sayfayı sonunda bitirdim.Akrilik fon üzerine markörle işaretler ve kolaj. Evde yaptığım şablon ile markörlü yazı.
-----------
I have finally finished a page that was waiting for so long. Markings with markers & collage on acrylic background. Text in markers with a stencil i have made at home.


16.05.2014

...

Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü. Peki anneniz öldü mü? Eşiniz, çocuğunuz, büyükbabanız, büyükanneniz? Hayatınız boyunca kaç yakınınız öldü? 5 mi, 10 mu? Şimdi düşünün aynı anda 500 yakınınızın öldüğünü. Düşünün be koca bir şehir öldü! Sadece madendeki erkekler ölmedi geride kalan kadınlar, çocuklar da öldü. Ölenler madenci çocuklarıydı, ölecekler de yine madenci çocuklarıdır. Bir yanda bizim büyük çaresizliğimiz öte yanda sizin sınırsız zalimliğiniz...

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.
Yıkadılar, aldılar, götürdüler.
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum.
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Cemal Süreya

10.05.2014

şiirli cumalar 6/ poem fridays 6



“Atlı bozkırların sararmış hülyalarını
Eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını
yanınıza alın.
sabahı karşılayın her günkü sabahı
gülümseyin yüzünüzün sığmadığı kuşlu aynalara
mayın diye gömün yüreklerinizi
ölülerinizi verdiğiniz toprağa
vedalaşın denkleri toplanmış geçmişinizle
unutmayın göçmen tarihlerden, yerleşik zulümlerden geçilerek
varıldı yüzyılın eşiğine
Sonra gece nöbetçilerinin yüksek rakımlı yalnızlığını alın
yalnızlık kullanışlı bir şeydir, bazen iyi gelir
gerektiğinde yalnız olmayı bilmeyenlerin
inanmayın beraberliğine.
Sonra sabır. Mazlumların ve bilgelerin tarihsel emanetidir
Her yerde yeni anlamlarıyla denenir.
ve her çağın hurafeleri vardır
kurban alır, kurban verir 
Geçer devran, takvimler el değiştirir. Gün gelir Zulüm de göçer
Zaman örter her şeyin üstünü
Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer”

Murathan Mungan
Omayra/ Karanfil’den

1.05.2014

şiirli cumalar 5/ poem fridays 5

Ataol Behramoğlu'ndan

Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini

24.04.2014

şiirli cumalar 4/ poem fridays 4


YÜZLER, altı

Onca çil, yaz güneşi. Mat tenin gözenekleri
tuzlu su yollarına açık, gözleri balkıyor
çıkarır çıkarmaz gözlüğü: Bir kahverengi,
bir yeşil. Bu gri kök saçlar, bu çizgiler
başlangıcı ve sonu belirsiz bir haritadan:
İfadeden ifadeye koşan Sihirli Aynalarda
görünüp kayboluyor acı, hasret, arı pamuk
tutuşmaları. Kalın bir sözlük sizin yüzünüz,
okumayı bilsem.

Enis Batur, Perişey’den

11.04.2014

şiirli cumalar 3/ poem fridays 3

13 Nisan doğumgünü. İyi ki doğdun Orhan Veli...

GÜN OLUR

Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşisıra.

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!...

Gün olur, başıma kadar mavi
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…

Orhan Veli Kanık

önlük ve havlu/ men's apron and tea towel

arkadaşım için diktiğim önlük...açık gri keten diğeri çizgili pamuklu kumaş/ the apron i have sewn for my friend...light grey is linen, the striped grey is cotton
 ve havlu.../ and tea towel... 


 ölçüleri böyle ama uyarayım kendisi 1.95 civarında bir insan, duruma göre ölçülerle oynamak gerekebilir/ these are the dimensions but my friend is around 1.95m, so you might want to adapt accordingly

Her gün sanat no.9/ Art everyday no.9

4.04.2014

şiirli cumalar 2/ poem fridays 2



NOKTÜRN

Hala uyumayacak mısın?
Sen bilirsin...
Sen bilirsin ama uyusan iyi edersin.

Hayır nedir yani?
Yeryüzünde bir tek canlı sen misin?

Bak ağaçlar uyudu.
Uyudu göllerde yorgun alabalıklar.
Uyudu böcekler, kurtlar, kuşlar.

Bakma boşuna yıldızlara
Kayamazlar ki…
Neden mi? Neden olacak: Uyumuşlar…

Hadi kapa gözlerini.
Kapa da uyu.
Gün gözünü kapayalı çooook oldu.

Su uyudu, dost uyudu, düşman uyudu.
Ya sen
Ya sen dünyaya direk mi kalacaksın?

Tuhaftır,
Ama gerçek;
Direkler de uyudu…

Onat Kutlar


28.03.2014

şiirli cumalar 1/ poem fridays 1

Yeni bir şeyler söylemek lazım. Madem ki ben söyleyemiyorum başkaları söylesin...Bundan sonra her cuma şiirler var burada.

YUVARLAĞIN KÖŞELERİ

Aşka gönül ile düşersen yanarsın.
Zeka ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın.
Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma bir yol seç.

Özdemir ASAF
---------------
It is necessary to say something new. As i can not tell anything new let others talk...From now on every friday there will be poems here.

CORNERS OF THE CIRCLE

If you fall in love with your heart, you burn.
If you fall in love with your wit you are roasted.
If you fall in love with your mind you go mad.
If you fall in love with your emotions you look silly.
If you do not fall in love you will be mingled in the crowds, crushed.
Do not look so stupid choose a way.

Özdemir ASAF

devam etmekte olan bir iş/ a work in progress

11.03.2014

boşluk

Çocuklar uyurken susulur ölürken değil demiş birileri. Üstüne ne desem az. Benim ülkemin insanları pekçok şey oldu ama ne zaman bu kadar acımasız oldu işte buna inanmak istemiyorum hala. Yeryüzünde inandığımız hiçbir tanrı ya da ruh ya da her ne varsa kendisi adına çocukların öldürülmesini istemez, bunu hoşgöremez. İlkeler vardır tamam, politikayı zaten boşverin, ama sebep bu da olamaz. O zaman biri bana anlatsın hangi insan evladı hangi sebeple 14 yaşında bir çocuğu öldürür? Nasıl evine gider rahat rahat uyur? Ve biz geride kalanlar ne söylesek ne bağırsak ne yapsak yeter mi gücümüz o çocuğu geri getirmeye? Kim anne babasının yüzüne utanmadan bakabilir böyle bir acıyı nasıl dindirebilir? Ben hep umutluyumdur ama bazı günler o kadar karanlık ki güneşin varlığına bile inanamıyor insan...

7.03.2014

yolculuk/ journey

Eski bir kitap sayfası üzerine akrilik boya, kuru boya, keçeli kalem, akrilik boya ile el yazısı.
------------------------
Acrylic paint on altered book page, coloured pencils, felt tip pen, acrylic hand lettering.
Her gün sanat no.8/ Art everyday no.8

kara kitap/ black book

Eski bir kitap sayfası üzerine akrilik boya, pasteller, kurşunkalem, kendi yaptığım şablonlarla  desen ve harfler.
------------------------
Acrylic paint on altered book page, crayons, pencil, letters and pattern done by home made  stencils.


Her gün sanat no.7/ Art everyday no.7

6.03.2014

yeşil deniz/ green sea

12x19cm indeks kartı üzerine akrilik boya, kendi yaptığım şablonla akrilik baskı, kurşunkalem, pastel boya.
----------------
Acrylic paint on 12x19cm index card, acrylic painted home made stencil, pencil, crayons.

Her gün sanat no.6/ Art everyday no.6

20.02.2014

başka türlü bir şey/ a different kind of thing

Bir arkadaşım için doğumgünü bilmecesi, okuyabilirse de doğumgünü dileği...
---------------------
A birthday puzzle for a friend of mine, it will become a birthday wish if he can read it...


Bu taşlar dünyanın farklı kıyılarından. İçlerinde arkadaşımla gittiğimiz kıyılar da var, benim başka yolculuklarım da. Önce akrilik boyayla her harfi ayrı bir taşa yazdım.
-----------------
These stones belong to different coasts of the world. Some coasts are the ones i have been to with my friend, some are my other travels. First i have written each letter on a separate stone with acrylic paint.


Sonra taşları ters çevirip sabit kalemle numaraları ekledim. Koyu renkli taşlarda beyaz akrilik boya kullanmak zorunda kaldım.
-----------------
Then i have flipped the stones and added numbers with a permanent pen. I had to use white acrylic on darker stones.


Boyalar kuruyunca taşları küçük bir kavanoza aldım. Üzerine bir etiket yazıp yapıştırdım. Kavanozun çapı 6cm, yüksekliği 8cm.
---------------
After the paints dried, i have put the stones in a small jar. I have written a label and pasted it. It says "neither in water nor on land". The jar measures 6cm in diameter and 8cm in height.

Kavanozun içinde karışık duruyorlar:)
-------------
Standing tangled in the jar:)

Her gün sanat no.5/ Art everyday no.5